


Veda Filmi Bilgi ve Yorumlar
Filmin Yönetmeni : |
Zülfü Livaneli |
Oyuncular : |
Sinan Tuzcu, Dolunay Soysert, Ezgi Mola |
Vizyon Tarihi : |
26 Şubat 2010 |

Veda
Zülfü Livaneli'yi herkes şarkıları ile tanır. Gerçek bir sanatçı olabilmeyi başarmış değerli bir insan. Daha sonra CHP sıralarında siyaset ile tanınmaya başladı ama nedense siyasetin kirli havası onun kişiliğini etkilemedi.
Zülfü Livaneli şimdi son zamanlarda insanların çekindiği şeyi yine dik duruşu ile yapıyor ve Atatürk'ü iyi halleri ile sinema perdesine aktarıyor. Bunun için de Veda filminin senaryosunu ve müziklerini kendi yazdı ve yönetmen koltuğuna da kendi oturarak ortaya Atamızı anlatan güzel bir film çıkardı.
Veda filminde Atatürk rolünü usta oyuncu Sinan Tuzcu ve açıkçası karakter olarak oldukça oturmuş gibi görünüyor. Sinan Tuzcu'ya Dolunay Soysert ve Ezgi Mola gibi isimler eşlik ediyor.
Veda filminin konusu Atatürk'ün silah arkadaşlarından biri olan Salih Bozok'un anlatımıyla vatanı kurtarma çabalarını anlatıyor. Çocukluktan beri arkadaşı olan ve Cumhuriyete kadar giden bir arkadaştan Atamızı daha iyi anlatan biri olamaz sanırım.
Veda filmi Atatürk'ün hayatındaki dönüm noktalarını ve herşeyden değerli olan vatanı için neler yaptığını sadece birkaç saatlik filme sığdırılmış hali. Hem belgesel tadında hem de gerçekliği ile insanda merak uyandıran film birçok sinema severi sinema çekecek gibi görünüyor.
İyi Seyirler...
|
Film Etiketleri Veda izle, Veda filmi izle, Veda indir, Veda filmi indir |
Veda Filmi Yorumlar

























2- Atamızı iki kadın arasında göstermiyor,savaşları,inkilapları kısa geçmiş çünkü bu filmi Salih Bozuk'un oğluna bıraktığı nottan başlayarak anlatıyor ki hepsinin ayrıntısına girerse film kaç saat sürerdi? Truva filmi hatırlayın asıl efsanesi ile birebir aynı mıydı? 10 sene truva surlarında beklemeyi göstermişler miydi? Ona bakarsanız bize öğretilen tarla da kuşları kovaladığı da aktarılmamış filme.Bence Atatürk'ü anlamak emeğe saygıdan geçiyor öncelikle...

Zülfü LİVANELİ'ye teşekkürler













Söyleyecek söz bulamıyorum daha fazla izleyin filmi ve görün en aydınımız bile nasıl bir pencereden bakmış.. Emeğe elbette ki saygı duymak gerekir ama yazık olmuş hiç beklemezdim hiç.


LİVANELİ'NİN FİLMİN KISALIĞI İÇİN SÖYLEDİĞİ SÖZLERDE ŞÖLE:TÜRK İZLEYİCİSİ 3-3.5 SAATLİK FİLMİ İZLEYEMEZMİŞ,SIKILIRMIŞ.BUGÜN TÜRK GENCİ 3 SAATLİK YÜZÜKLERİN EFENDİSİNİ İZLİYOR DA,ATATÜRK'Ü ANLATAN Bİ FİLMİ İZLEYEMEYECEK Mİ?
BÖLE ŞEY Mİ OLUR.ADAM GİBİ FİLM YAPIN UZUN OLSUN FARK ETMEZ,HERKES İZLER.YETERİ SİZ YAPIN!!!






Bu mu yani Atatürk.Filmde Atatürk Önce Fikriye Hanımla bir ilişkiye giriyor sonra onu hastalığı nedeniyle avrupaya gönderip Latife hanımla evleniyor ve fırsattan istifade üstelik Fikriye hanımın evinde Latifeyle birlikte yaşıyor.Sürekli kadeh tokuşturup zeybek dansı yapıyor.Tek kurşunla Çanakkale savaşını kazanıyor.Atatürkü canlandıran aktör sanki özellikle Hitlere benzetilmiş.Tamda Atatürk düşmanlarının istediği gibi bir film olmuş.Heralde bu filmi uzun bir süre kullanır yandaş medya yorumcuları ve bol bol da dua ederler sayın Zülfü Livaneli ye.













Filmi 11 yaşındaki oğlumla izledim.Çıkışta,tam soracaktım ki,"baba nasıl buldun?"diye erken davranıp önce o sordu.Onun düşüncelerinin daha önemli olduğuna ikna olunca,ilk söylediği;
"beğendim ama..." oldu.Yürüyerek eve gidiyorduk.Tatminsizlikten olsa gerek,eve varana kadar kendince(bir çocuk gözüyle)eleştirilerini sıraladı.
Hiçbir çocuğun,başkasının yaptığı bir yaramazlık suçunu üzerine almayacağı;aksine,suçu başkasının üzerine atacağı için,falakaya yol açan sahneyi sahici bulmamış.
Sadece babasıyla kukla seyrederken gülen;bunun dışında,suratından düşen bin parça haliyle
küçük Mustafa'yı sevimsiz bulmuş.
Ben,ilerde bir milletin lideri olacağım için,birdirbir gibi bir oyun oynayıp,şimdiden nasıl eğilirim;olur mu hiç;bir lidere yakışır mı?..sahnesine,zombi sahnesi dedi.Daha sonraki sahnede savaş oyununa yedirilmiş askeri zeka pırıltısını bana sordu;gerçek çocuklar böyle oynamaz ki deyip,sahneyi bir zombinin liderlik sahnesi olarak yorumladı.
Çok sevdiği halde;oğlunun onu terketmesine hemen izin verdiği için,güçlü anne sevgisi böyle olmaz,dedi.Anne kendini parçalamamış,yeterince yırtınmamış...
Çarşıdaki Araplar ve Falcı(müneccim)Kadın,Trablus'tayken en önemli ve en çarpıcı olaylar mıydı diye,bana sordu...
Oğlumun,uzatırsak birkaç sayfa sürebilir eleştirilerini kısa kesiyorum.
Bağımlı,sağlıksız Salih Bozok karakterinin anıları üzerinden izlenmesi gereken filmde;Salih
Bozok'un tanık olmadığı,anılarından yola çıkılmayan sahnelerin varlığını;
Zübeyde Hanım'ın,Komutan Mustafa Kemal'den bazı sahnelerde daha genç gözüktüğünü;
Süngüsüz,patlamayan bazı tüfeklerle,15-20m.menzilli tabancayla menzil dışından ateş etmeleri;
Askeri dehalık,yenilmezlik gibi sıfatları fetişleştirici düzeyde söyletmek üzere yazılıp
çekilmiş klişe replik sahnelerin tatsızlığını;
Latife'nin,onu topluluk içinde rezil ettiği,küçük düşürdüğü sahnelerin yokluğunu vs.yi bir an unutsak bile;ana karakter olan Mustafa Kemal'in,baştan sona sürekli kasılan,ciddi,sıkıcı bir karakter olarak karşımıza çıkması ve diğer karakterlerin çok zayıf,silik sunulması,filmin
sinemasal-sanatsal değerini olumsuz etkilemiş.Filmdeki karakterlerin sahici olmaması
yüzünden,önemli-tarihi bir kahramanı iyi niyetle anlatayım derken,aslında bir zombinin anlatıldığı çukura düşülmüş.Bir öykünün,hoş bir sinema diliyle anlatıldığı bir film değil de;bir propoganda,allama pullama filmi izledik sanki.Resmi tarih algısından yorulmuş benim
gibi bir izleyiciyi bile yorum yazmaya sevkedecek kadar eksik bir film,veda.
Bu kadar bütçe bana verilse ve böyle bir filmi ben yapsam;iyi-kötü,eksik-meksik,
resmi-gayriresmi,bölük-pörçük kendi tarihini bilen ülkemiz seyircisini değil;hakkımızda hiç birşey bilmeyen bir Hintliyi,bir İngilizi,bir Çinliyi gözönüne alırdım.Aklımdaki seyirci,
filmden,dolayısıyla içindeki kahramanlardan etkilenmiş;bir daha izleme duygusuyla,çevresine filmi izlemeleri için tavsiye eden seyirci olurdu.Böyle düşünürek yola çıkardım.
Teknik ekibin hakkını teslim etmek gerekir.
Tüm bunlar,en iyi ve doğru filmlere doğru yol açıyor aslında...



zaten livaneliyi az çok takip ettiğimden ama bu kadarını beklemiyordum



O kadar savaş ve Inkilaptan sonra bu olaylar sadece.. hımm Ç.kale evet hımm Trablusgarp evet..
laf arasına sıkıştırma nedir?
Koskoca Ç.kale zaferine ayrılan süre nedir öyle..
Kısaca Karı dırdırından kalp krizi geçirdi..
Sonra hastalandı Toparlayamadı gibi anlam çıktı..
Salıh Bozok ATAMIZA Ihanet etti deniliyor vs.
Ismet Inönü ve Türk Bayrakları nerede ?!
Fıkrıye rolu tam bir rezalet..
Kısaca olmamış olmamış olmamış..
Birisi çıksın ve 6 Saatlik sinema filmi çeksin
Ya da 8 saat izlemeye razıyız !!!




neresinden başlasam veda tam bir fiyaskoydu. daha baştan çocuk mustafa'nın arkadaşı için falakaya yatması, eğilmemek için birdir bir oynamayan genç mustafa'nın sokak savaşından komutanlığa yükselmesi çok yapay gerçekle bağdaşmayan sahnelerdi. sayın livanelli ya anne sevgisini bilmiyor ya da biliyor da anlatamıyor. çocuğu falakaya yatırılan anne öyle mi tepki verir? ya da oğlu evi terkeden anne hemen pes edip oğlunun gitmesine izin mi verir? çok ruhsuz işlenmişti çok!salih bozok'un ihanetine ne demeli? atatürk annesini ona emenet etmesine rağmen hiçbir gerekçe göstermeden zübeyde hanımı selanik'te bırakmış. üstelik bunu açıklayan bir sahne de yok filmde. latife karekteri de abartılı anlatılmış. bağıran çağıran bir kadın misali. fikriyenin gönderilişi de ayrı bir sorun. atatürk onu tedaviye gönderiyor. arkasından habersizce evleniyor. yani bir nevi ihanet. bu mu yüceltmek anlamadım. yukarıda arkadaşlar savaş teknikleri ve silahlardan bahsetmiş bir kadın olarak silahtan ve savaş sahnelerinden pek anlamamama rağmen ben bile bir sürü uygunsuzluk gördüm. yapaylık gördüm.
FAKAT BENİM İÇİN EN YIPRATICI SAHNE ATATÜRK'ÜN ARKADAŞLARININ YANINDA FİKRİYE'YE "BAŞINI AÇ" DEDİĞİ SAHNEYDİ Kİ SANKİ BİRİSİ BANA, İNSANLARIN ÖNÜNDE "SOYUN" DEMİŞ GİBİ GELDi. ÇOK RAHATSIZ OLDUM. BAŞINI AÇTIKTAN SONRA FİKRİYENİN ŞEREFİNE KADEH KALDIRILMASI İSE FELAKETTİ. BU SAHNE İÇİN SAYIN LİVANELLİ'Yİ ÖZELLİKLE KINIYORUM KINIYORUM KINIYORUM
NOT:BAŞÖRTÜLÜ DEĞİLİM. DİNDAR DEĞİLİM. HATTA MATARYALİST BİRİYİM!!!








Bize Kahramanımızı verin!!!
"Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar : «Üç,» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlıyacaktı."
Nazım'ın şiirlerine mükemmel müzikler yapan Zülfü, Sevgili Zülfü Livaneli;
Bize bu şiirlerdeki RUH'u ver...

M.fethi Aslaner









