


Sonbahar Filmi Bilgi ve Yorumlar
Filmin Yönetmeni : |
Özcan Alper |
Oyuncular : |
Onur Saylak, Megi Aboulzade |
Vizyon Tarihi : |
19 Aralık 2008 |

Sonbahar
Her zaman söylediğim gibi türk sinemasının en iyi yaptığı şey Dram. Sanırım türklerin doğasında olan yada hayatı en ağır şekilde yaşadığımızdan olsa gerek dram kanımıza işlemiş ve her insanın hayatından bir dram ortaya çıkartabiliyoruz. Sonbahar filmide bunlardan biri.
Filmin yönetmeni ve senaristi Özcan Alper. Onun bu ilk filmi. Oyuncular Onur Saylak ve Megi Aboulzade. Onların da ilk filmi. Çok kısa sayılabilecek bir zamanda çekilen bir film sonbahar ve yine çok ağır bir dram işliyor.
Üniversite zamanında hapse giren ve gençliğinin tamamını hapiste geçiren ve sağlık sorunları nedeni ile tahliye edilen bir kişi. Sağlık sorunu öyle basit birşey değil. Tüm gençliğinizi hapishanede geçiriyorsunuz ve çıkarken yolun sonuna geldiğiniz söyleniyor. Yaşanmayan bir gençlik ve yaşanamayan bir hayatı tamamlamak için memleketinize gidiyorsunuz.
Memleketinize gittiğinizde sizin zamanınızdan kimselerin kalmadığını görüyorsunuz. Babanızı kaybetmişsiniz, anneniz en az sizin kadar hasta. Hapisten çıkmış birinin isteyeceği hayatı yaşama hissi içinizde yok çünkü buna zamanınız yok. Daha sonra karşınıza eski bir dost çıkar. Onun sizden tek farkı belki de hapishane yerine bu ufak yerde hayatını geçirmiş olmasıdır. Onunla birlikte az da olsa neleri yitirdiğinizi görürsünüz.
Bu ufak yerde zamanı geçirmek için birşeyler ararsınız. Bir zamanlar en sevdiğiniz çalgı olan tulumu bulursunuz ama onun da sizden farkı yoktur. En azından onu kurtarmak istersiniz. Nasıl olsa yapabilecek fazla birşey yoktur ve ona hayat vermek için uğraşırsınız.
Bir gün meyhaneye gidersiniz. Karşınıza gürcü bir kız çıkar. Onun da bir hikayesi vardır ve sığınacak bir liman arar. Ona aşık olursunuz o da size. Yalnızlık duygunuz bir anda değişir. Yaşam isteğiniz artar. Bu ikilinin de hayali farklıdır artık. Karşınızdaki kız içinde bulunduğunu bataktan kaçıp kurtulmak ister, siz ise içinizdekileri bir türlü dökemezsiniz.
Sonbaharın sonu yaklaşır ve en sevdiğiniz tuluma hayat verirsiniz fakat o gün kendi hayatınız sona erer.
Evet Sonbahar filminin konusu bundan ibaret. Bir kişinin son bir kaç ayını özetleyen film aslında yine bir tür hayat dersi gibi. Aslında yaşanmamış bir hayatın sonunu bir dram mevsimi olan sonbaharda bize sunuyor. Sanırım sırf bu yüzden adı Sonbahar ve açıkçası filme de bu ad çok yakışıyor.
Ağlamak ve efkarlanmak istiyorsanız Sonbahar filmi sizin için bire bir. Yolun başındaki yönetmenden yolun sonunu gösteren güzel bir film. İyi Seyirler...
|
Film Etiketleri Sonbahar izle, Sonbahar filmi izle, Sonbahar indir, Sonbahar filmi indir |
Sonbahar Filmi Yorumlar


















Film berbat, fakat "verdiğim paraya değmez", "bunalım takılanlar gitsin" , " anne rolündeki teyze tahta gibiydi" v.s. gibi eleştriler hoş değil.Bunun yanında , "müzikler harika" , "manzara güzel" , "politik mesaj var" yorumları da oturmuyor (bu arkadaşımdan "nasıl bir politik mesaj aldığını öğrenmek isterdim).
Ölüm oruçları nedeniyle yaşanan bir dramı bekleyen insanların izlemesini önermem. Bu film "dizlerinine kadar bile gelmez" (çok yuğa - çok sığ).
Sevgiler.





Film gerçek hayattan müthiş bir kesitti bizi hiç düşürmedi sanki kamera bizdik oyuncular doğaçlıyorlardı. Böyle bir film izleyeceğimi bilseydim eğer verdiğimin 10 katı parayı feda edeblirdim tek kelimeyle harikuladeydi.






güzel olmuş







parçayı soranlar olmuş fragmandaki müzik kazım koyuncunun hayde albümünden selimina dır.


Film sürekli kendini tekrar eden karelerden oluşuyor.Yusufun köyde uzandığı ahşap bank bir de gürcü bayanın sürekli camdan bakıp sigara içmesi.Birde sürekli iskele sahnesi...
Herşeye rağmen yönetmeni hemşinli :)) Birde tulum çalan sahne ve filmin sonundaki ağıt güzel.











Film gayet güzel idi.Bir insanin yaşamının sonunda dahi az da olsa güzel anlarin var olabilecegini gösteriyor.Senorya yı yazan kişi o aşkı çok fırtınalı bir biçimde yapabilirdi o zamanda benim için gercek hayattan kopuk sadece flimlerde görebilecegimiz gercekler ile bağdaşmayan bir senaryo karşımıza çıkardi.Nasil Artivinin doğal güzelliği yansittiği gibi kendi siradan yaşantımızıda gayet doğal bir şekilde yansıtmış...

..

siz verdiğiniz paranın on katınıda veririm böyle bir film için






























ben filmi çok beğenmedim aslında..çıkınca aklımda bi şeyler oluşmuştu verilmek istenen mesajla ilgili.. sonra yorumları ve eleştirileri okudum o anladığım fikir de yanlışmış onu farkettim...belki benim hatam belki ben anlayamadım ama sonuçta benim fikrim ya film "bana göre" açık değil ve çok sevemedim...ama karadeniz manzaraları 10 numara..


''Veremden bu devirde ölmek mi var?'' basitliğine …..''Aaaa Abi sizin memleket ne güzelmiş''in dışında arkası gelmeyene indirilmiş bir bakışa kadar götürüyor SONBAHAR izleyeni....
Sevgili ÖZCAN ALPER in de Demokratik Kitle Örgütlerinin de, özveriyle çırpınan bizlerinde işi zor be kardeşim…..!!!!
Film mistik bir mesajla başlıyor. Yöre kültürünü bilmeyenler için Avluda ki KARGA nın verdiği mesaj neredeyse filmin sonuna kadar anlaşılmıyor. Bu kült tam da yerine oturuyor finalde.
Bügün, yaptıkları Açlık grevleri nedeniyle savunmasız-orantısız güç kullanılacağını bildikleri cezaevi ortamında hayatlarını- geri dönülmemecesine sağlıklarını kaybeden gerçek emek mücadelesinin neferi gençlerimizi kaçımız biliyorduk, kaçımız duyarlı geçindiğimiz halde hatırlıyoruz, kaçımız savrulmayıp onların bu mücadelesinin üstüne bir şeyler katabiliyoruz.????????????
Yusuf, inandığı EMEK idealleri hedefine ulaşmak için SEVDA sından bile ayrılmayı göze almış, ona da diğer insanlara da kırgınlığı olmayacak kadar fedakar,ancak davasından fedakarlık yapmayacak kadar da o hasta haliyle kararlı bir tutum sergiliyor, hücresinden Dr. muayenesine getirilirken gardiyanların kollarından kollarını tepkiyle çekmesiyle........
Hırçın ama olağanüstü yeşilin tüm tonlarını renk cümbüşüyle göz seviyemize kadar inen dağların sisini avucumuza alacakmışız hissiyle bize sunan kareler, yusufun dinginliğinide bize sorgulatıyor.
Yürüyerek giderken minibüs bekleyen köylülerin ''turizm gelirse kalkınma olur'' sohpeti üzerine... ''sen ne diyorsun YUSUF bu turizm hakkında'' diye sorulduğunda kalkıp gitmesi, doğanın geçek sahiplerinin az önce yan tarafta dolaşan böceğin özelinde tıpkı FIRTINA VADİSİ gibi, teknolojiyle vahşice kullanılmasıyla birlikte paranın yeşiline tutsak edilerek katledileceklerini bildiğinden ne söylese anlaşılamayacağına tepkiydi.
Yüzlerce baba bilirim oğlunun davasını anlamayıp, ilgilenmeyip, yanlış yerleşmiş bir söylemle ANARŞİK oldu diyerek utanç duyarak ziyaretine dahi gitmediğini. Belki bu kırgınlıkla olacak ki babasının mezarına uzaktan bakan bir oğulla anlattığımdan daha fazlasını veriyor bize. kuşak çatışmasının mesajı en güzel daha nasıl anlatılabilinir ki.Yinede babasını çok sevdiğini ,özlediğni kendisini hiç anlamayan babasını anlamaya çalıştığını, mezara uzaktan bakışıyla görüyoruz Yusuf'un.
Yusuf bize kendi içdünyasında, hiçbir zaman "Babacığım" diye sarılıp öpmediğini, şakalaşamadığını,yine babanın da şımarmasın diye oğlu Yusuf' un başını dahi okşamadığını, sevgisini oğluna göstermediğini bağıra bağıra anlatıyor.
Sahilde buluştuğu arkadaşıyla " yaşamamız gerkiyordu yaşadık"a indirgeyecek kadar kendileriyle ve insanlarla barışık ve "bügünde olsa yaşardık" diyebilecek kadar içselleştirilmiş bir ideoloji.. SAVRULMAMIŞLIK abidesi örneği oluyor YUSUF.
Film de Matematikçi birinin seçilmiş olması, sorgulamak isteyen her duyarlı insana "Gerçek beyinlerin nasıl sistem tarafından heder edildiği mesajını da veriyor bence. Yine, akademik yönüde olan YUSUF' un eğitim sistemimize çomak sokarsan başına bu gelirin tehditkar örneğini de sergiliyor bize…
Sanata,yaşama bakışını tablolarla, tv de izlediği buz pateni gösterisiyle bize anlatırken, çizgi filminden mahrum ettiği ders çalıştırdığı çocuğu kırdığını farketmemesi çelişkilerinin yanısıra hatalarıyla sevaplarıyla her şeyi ile insan olduğunu görüyorsunuz.
Eve dönüşünde annesiyle ilk karşılaştığı anı yetersiz bulsamda daha sonraki anne-oğul diyaloglarındaki abartısız doğallık yerinde veriliyor. Her ikisinde de etkili olan annenin oyuncu değil yöre insanı olmasının payı büyük sanırım.
Annesini üzmemek için hastalığını söyleyemediği, bir başka sonbaharı görmeyeceğini bile bile dışarda uzanmş dinlenirken karganın verdiği mesaji kanıksaması, bilenlerin o an, bilmeyenlerinde sonunda içini acıtıyor.
Daha filmin başında kitap alışverişi esnasında gürcü kızın Rus yazarlarının kitaplarını sorup almasının ardından ''Bunların OROSPUSU bile kültürlü '' cümlesi, satıcı tarafından kullanıldığında bana 12 Eylülden sonra ki kültürel yozlaşmamızın yanısıra, Gürcü kızın ''SOSYALİZM İÇİN SEN 10 YIL İÇERDE YATTIN HA !!! DELİSİN SEN!!!'' sözünden 1989 dan sonra çözdürülen SOSYALİST Blokun bireylerinin nasıl boşlukta kalıp KAPİTALİST sistemin çarkı içerisinde bedenini satarak yurt dışına dahi çıkmak zorunda kalan küçük bir kızın annesinin hazin öyküsünün arka planının, nedenlerini de sorgulamam gerektiğini bir kere daha hatırlattı bana
Yıllarca dizginlediği duygularını açığa çıkarırken bile içselleştirmiş ideolojisinin nasıl hala etkisinde olduğunu, bir nefis köreltme olarak görmediği karşı cinsle bir şeyler hissetmeden birlikte olamayacağını mesajini verirken adeta 68- 78 kuşaklarının çinselliğe bakış açısını da doğrulayan göndermelerde bulunuyor, kadına olan saygısıyla….
İlk defa bir şeyler hissettiği gürcü kızdan,geleceği olmayan ilişki istemeyecek kadar karşı çinse saygısından dolayı önceleri uzak durması, sonraları bağlanması, gürcü kızın sevdasına verdiği karşılıklı tepkisinde, BİRLİKTE alıp başını Batum'a gitmekte geç kalması, karadenizin o saf ama taviz vermeyen insanının DEVRİMCİ İDEOLOJİSİYLE BÜTÜNLEŞMESİNİN yanısıra tek tesellisi, iskeleye vuran azgın dalgalarda bulduğu sevdalara söylediği bir türküydü adeta GÜNEŞ: YUSUF için artık batmaya başladığını haber verdiğinde….
Yöre insanının yayla tutkusunu, mevsim ne olursa olsun bir kaç saat, bir kaç dakikada olsa yaşamamış ve hiç bilmeyen insanlara, kendini yorgunluktan ama bir o kadar da çocukluğunun dağlarına kavuşma mutluluğundan karlara bırakışıyla etkili bir şekilde anlatıyor yayla kültürünü bilenlere bilmeyenlere….
Oğlunun içerde olduğu on yıl boyunca ektiği-yetiştirdiği çayı NE ACIDIR Kİ içmeyen annenin, oğluyla içtiği çayın tadını ben bir başka aldım filmi izlerken.
Sloganlara boğulmamış bir politik film olarak, politik olan yada olmayan herkesin farklı tad alableceği, farklı yorumlar yapabileceği bir film olmuş SONBAHAR…
Yaylaya çıkışta ki müzik ve film boyunca yerinde kullanılan diğer müzikler bir harikaydı…
Annenin doğallığının en güzel örneği de
Oğlunu adıyla çağırırken ki kelimelerde ki vurgudan çok etkilendim yöre insanı olarak..
"Eskiden ne güzel çalardın bir daha çalda dinleyeyim YUIIIIIUSSUF!" diyen annenin isteğini kırmayan YUSUF'un tulumuna hemen eşlik eden AĞIT anaların feryadına dönüşürken aynı zamanda filmi seyretmeden çözemeyeceğiniz "DİL üçlemesiyle" TÜRKİYE kültürünü tanıtması YUSUF' un giderken ki bize kardeşlik mesajlarını içeriyordu….
Annenin İlk "YU" hecesindeki telafuzda U harfini uzatarak I harfine yakın söylemesi ve son "SUF" hecesini kısa ama vurgulu bitirmesi çocukluğum daki arkadaşlarımı, komşularımı yaşattı bana.
YUIIIIUSSUF!!!!
YUIIIIIUSSUF! bana mücadelemi hatırlattı.
YUIIIIIUSSUF! bana unuttuklarımızı hatırlattı.
YUIIIIIUSSUF! bana bedel ödeyenlere en güzel saygının, bıraktıkları yerden devam etmemiz gerektiğini hatırlattı.
YUIIIIIUSSUF! bana herkesin yeteneği, zamanı, bilgisi, becerisi, gücü, imkanı, sağlığı elverdiğince, yapabileceği çok şeyin olduğunu hatırlattı…
YUIIIIIUSSUF! bana İNSAN olduğumu, heşeye rağmen insanı, doğayı AMA herşeyi kin tutmadan sevmem gerektiğini hatırlattı.
Eline Sağlık ÖZCAN ALPER elinize sağlık emeği geçenler….
ERTUĞRUL ÖZARSLAN

Sinemanın 7.Sanat olup olmadığını işin uzmanları tartışadursun, son gittiğim film/ filmler insana dair duyguları o kadar güzel seyirciye ulaştırıyorlar ki, zaten sanatın da tanımı bu değil mi ki?
SONBAHAR filmine girerken açıkçası duyduğum övgüler nedeniyle beni neresinden içine çekecek bu film diye meraklanmadım desem yalan olur.Başlar başlamaz bir sorgulamaya giriyor insan unuttuklarına dair.Kareler perdeye düşerken hafızanızda kalanlar da sizin belleğinize düşüyor aynı anda.
Yıllar öncesi, adı Hayata Dönüş olan ama bir çok gencimizin açlık grevlerinde ya hayatını ya da sağlığını( bir daha kazanmamak üzere yitirdiği) açlık grevlerini hatırladım.Kimin? kaç kişinin hayatını geri döndürmüşlerdi? Hatırlayamadım.
Hapisten yeni çıkmış oğluna , "Sen orda ne yer ne içerdin?" sorusunu soran " ben gittiğinden beri çay içmedim" diyerek oğlunun ve kendinin bardağına taze demlenmiş çayı dolduran ananın yaşadıklarını anlamaya çalıştım.
Çayın buğusundan Karadeniz'in dağlarına ve doruklarındaki buğusuna geçerken, "Karadeniz alacağın olsun ,"dedim içimden olanca görmemişliğimle.Doğa , sonbahar hüznüyle bu kadar mı güzel olur?Tutunamadığı hayata inat , doğaya ve özellikle yaylaya sevdalı Yusuf'un beklentisiz , teslim olmuş sakinliği.
"Seninle uzak yollara çıkalım" diyen sevgilisiyle çıkmakta geciktiği yolun sonunda Karadenizin hırçın dalgalarıyla kendi kıyısına son vuruşu.
"Eskiden bana ne güzel çalardın"diyen anasını kıramayıp tulumla çaldığı ezginin ardından fonla başlayan ve Yusufun gidişine dönüşen ağıt , aslında tüm GİDENLERİN , analarına ait bir çığlıktı.
Ağlamak,
Çok ağlamak istedim.Ama yapamadım.Yutkundum boğazım,kördüğümlerdeydi.
Sanırım bir ananın giden bir oğula yası ağır geldi yüreğime.
Bu film gidenlere SELAM OLSUN filmi.
Mutlaka gidin.Son sözüm bu.
Hatice ENGİN.







öncelikle şunu belirtmek isterim ki film beklentilerimi karşılamadı.Sebebine gelince o manzaraya, temaşaya politik kokma yakışmadı.Sayın Özcan ALPER vicdani sorumluluk derken filme dair röportajda ne demek istediğini şimdi daha iyi anladım.Farklı düşünebiliriz gayet normaldir saygı da duyarım yalnız kusura bakma eme Kültür Bakanlığının maddi desteğinin alındığı bir filmde Karadenizin gülzelliklerine temas ederken, ideoloji mağdurunun üstünden dram işlemek ne bileyim en azından bana göre şık kaçmadı.
Geleyim beklentimi karşılamamasının diğer sebebine Yahu Özcan ağabey,fragmanda filmin karakteri Yusuf iskelede dururken dalgaların çırpınması üzerine koyduğun " Ey gidi Karadeniz doldu da taşamadi mi" tütrküsünü filme koymamışsın.Allah aşkına habu olacak iş midur? filmi sadece o manzara karşısında arkadan verilen bu müziği dinlimik için bile gidilirken fragmanda tam demini bulduğunuz türküyü koymamışsınız.Filmde gelmesini bekledim ama yok.
Her neyse sinema da ilk tecrübenmiş.İnşaallah devamını bekliyoruz.Eleştirileri de dikkate alarak daha kaliteli filmleri biz izliyicelere sunman dileğiyle...Her şey için teşekkür ederim.




bu ve bunun gibi yorum yapan arkadşlara kızmıyorum sadece acıyorum çünkü filmi izlerken sadece gözlerimizi açık tutmanın yetmeyeceğini aynı zamanda bu iş için beyinde gerektiğini daha kavrayamamışlar .. ayrıca bende artvinliyim ve oyuncuları gerçekten çok beğendim arkadaşlar odun falan diyorlar ama o teyzeye odun demek artvinlilere odun demektir çünkü gerçektende artvinliller böyle donuk ve abartıdan uzak kanuşurlar şunu söylemeliyimki bu filmin ticari hiçbir kaygısı yok ve rica ediyorum bu filme parası olanlar değil filmden anlayanlar gitsin












filmden anlamayanlar filmi beğenmez diye bi kanı olamaz bence bu film gerçekten bomboştu koftu..ne solculuk vardı bahsedildiği gibi ne başka bi tema ne aşk vardı ne devrim ne hayat ne ne ne ne ne..tek gördüğüm odun gibi bi anneydi...tamam bu ülkenin gençleri bunu yaşadı yaşamadı diye inkar edemeyiz ama böyle bi tempoda böyle bi film öyle bi teyzeyle odun gibi oyunculuk konuşmalar berbattı















size ne!!!forum bu adı üzerinde..."fikir" bunlar. büyük insanlar fikirleri tartışır ama yoruma geldi mi film hakkında destan yazanlar görüyorum ki fikirler üzerinde tartışmayı bile "anlayamıyorlar"...
film çok güzel olmasa da izlenebilir bence...




helal olsun bu senaryoyu yazanlara
helal olsun oynayanlara
tebrikler harika bir film.








hapishaneler
gerçeğini bilmeden böylesi filmleri anlamak çok zor hapishaneler
ülkenin aynasıdır. ölüm orucu,hayata dönüş..bunları bilmek gerek bu filmi anlamak için."ımf programını hayata geçmesi için hapishaneler sorunun çözülmesi gerek" diyenlerin ülkemizi yönettiği sürece sonbaharlar olacaktır.
ki 19 aralık "hayata dönüş"operasyonu hapishanelere değil asıl olarak dışarıya yapılmıştı
tüm ülke f tipi ne çevrilmektedir.
haytı insan gerçekliğini anlatan filmleri recep ivediklerle karıştırmayalım.tüm eksikliklerine rağmen elinize sağlık diyorum 19 aralık operasyonunu yaşamış 8 yıl hapishene yatmış bşrş olarak.


Karadenizli değilim fakat Karadeniz'i ve oradaki yaşam koşullarını bilen biri olarak hiçbir abartı görmedim filmde. Herşey çok olağan ve sade idi. Anne rolünü oynayan hanım teyzeye odun demek için dünyadan bi haber olmak lazım. Oğlu yıllarca cezaevinde olan, Karadeniz'in zor iklim ve yaşam koşullarında yalnız başına yaşayan bir insandan nasıl olması beklenebilir ki... Orada çalışan Gürcü bayanların yaşam koşullarını gayet iyi biliyorum. Hayat onlar için gerçekte filmde gösterildiğinden daha da zor. Yusuf ve cezaevi koşullarından bahsetmeye gerek dahi duymuyorum; zira, ölüm oruçlarını, açlık grevlerini, vs. yi bilmeyen insanlara sadece bu film ile birşey anlatılması mümkün olamaz. Bu filmin filmi beğenmeyen bu yozlaşmış insanlar için birşey ifade etmemesini, Yusuf'un suskunluğunu, durgunluğunu, insancıllığını da anlayamamalarını gayet doğal buluyorum. Bu vurdum duymaz tiplerin, gözlerine bu filmi sokmak suretiyle dahi birşey olabileceklerine de inanmıyorum.
Sonuç olarak Sonbahar filmini izleyin ve hatta paranız yoksa da bulun buluşturun ve yine izleyin diyorum.



Analar vardı yeniden ateşlemek isteyen
Bir kilim vardı üstüne basılıp geçilen
Pisliklerinden kurtulmak için silkelenen
Dar ve karanlık odalarda nefessiz bırakılan gençler vardı
Odalarda barınamadılar sonraki yaşamlarında da
Barınamadılar dağlarda, yaylalarda
Mandalla tutturulmuş yaşamları vardı ipte sallanan
Nice sınırlar çizildi,
Yaşanmamışlıklar bırakıldı geride
Yaşanamadı bir daha ileride de
Onarılmaya çalışılsada tulum
Asıl yaşamdı akordu bozulan
Ekonomik nedenler,
Yerlerinden, yurtlarından ötelere çalışmaya
giden gençler
Köklerine sarılmış yaşlılar
Yaşatılmaya çalışılan diller
Sınırları ülkeleri farklıda olsa insan her
yerde insan
Hayata tutunma isteği yaratan SEVGİ
V A R D I
İzlerken ağladım;
Babamın sınırlarına
Kendi sınırlarıma
Oğlumun sınırlarına
Yaşanmamışlıklara
Yaşanamayacaklara...
İzlerken aynı zamanda;
Umutsuzluğum umuda dönüştü
Sizin gibi gençlerde var mıydı?
Sesini duyuran
Yüreğini koyan....
Ellerine ve yüreğine sağlık Özcan
Fatma Korcan
18.04.2009








izleme becerisi olan akli basinda herkese tavsiye edebilirim.. cok güzel bir film

BEN SİNEMA ELEŞTİRMENİ DEĞİLİM.FAKAT FİLM GERÇEKTEN GÜZELDİ HEP KARADENİZ DE MAVİ İLE YEŞİLİN OYNAŞMASINDAN SÖZ EDİLİR BURADA BU SAHNELERİ GÖRMEKLE BELKİDE HAYATIMDA Kİ KARADENİZLE İLGİLİ YOKLUKLARIN BİRAZ DAHA FARKINA VARDIM.FİLM E YORUM EKLEYEN DOSTLAR SANIRIM BÜYÜK BEKLENTİLER İÇERİSİNDEYDİLER NE BİLEYİM MİLYON DOLARLIK ARABA SAHNELERİ VEYA ACTİON DOLU SAVAŞ KARELERİ TABİİ AMERİKAN POLİSİNİ VE HRİSTİYAN YANLILIĞININ DORUK YAPTIĞI SAHNELERİN DE OLMAYIŞI BAZI DOSTLARI ÜZMÜŞ. AMA BENCE FİLM NE ANNENİN OYUNCULUĞUNU NE DE FİLME MADDİ DESTEK VEREN KURUMLAR AMACINI ANLATIYOR. BUNLARIN HİÇ BİR ÖNEMİ OK.ASLOLAN GERÇEK Kİ BENİM ANLADIĞIM.2 SAATE YAKIN BİR ZAMAN BANA HİSSETTİRDİKLERİ BUGÜN 80 Lİ GENÇLİĞİN YAŞAMADIĞI VE O GÜN BEDELLERİ ÖDEDİĞİMİZ BİZ LERİN.DEĞİŞİMİN NE HALLERE GELDİĞİ SOSYALİZMİN AYAKLAR ALTINA ALINDIĞI HATTA SOSYALİZMİ BİLAKİS YAŞAYAN BİR TOPLUMUN ÜYESİNİN ALAYCI TAVRI İLE ÖDENEN BEDELLERİN BOŞA GİTTİĞİNİN BİR GÖSTERGESİ BU FLİM. ANCAK MÜZİKLERİ DİNLER KEN VE YUSUFUN MASUMANE BOZULMAMIŞ DUYGULARLA BESLEDİĞİ AŞKI GÖRÜNCE YUSUF U KISKANDIM DERSEM YALAN OLMAZ SANIRIM.O AN EŞİME DUYDUĞUM AŞKIM KAT KAT DEVLEŞTİ.BANA BU DUYGULARI HİSSETTİRDİĞİ İÇİN BAŞTA FİLMİN YÖNETMENİNE VE TÜM OYUNCULARINA TEŞEKKÜR EDERİM.HAA UNUTMADAN BENDE Bİ KİTAPÇI OLARAK MALESEF FLİMDE Kİ KİTAPÇILARDAN BİZİM SEKTÖRDE ÇOK ONLARIDA BURADAN KINIYORUM YAPACAK O KADAR ÇOK İŞ VARKEN BU MESLEĞİ BÖYLE İNSANLARIN İCRA ETMESİ KİTABA VE KÜLTÜRE HAYATINI ADAMIŞ BİZLER İÇİN BÜYÜK KAYIP...HOŞÇAKALIN.


BEn bu filme bayıldım....oyunculuklarına,konusuna herşeyine...ayrıca EN iyi film ödülünü almasına rağmen yönetmenin ilk uzun metrajlı filmiymiş ...Tebrikler gerçektende...
Çok beyendim....Herkese tavsiye ederim ki gerçek sinemaseverlere...gerçi herkesinde zevki farklıdır ama....ben bu arada karadenizli ve gürcüyümde diyebilirim...artvinden gelmeyiz...birazda bu nedenle belki bi sempatimde olmuştur...

















